Peçete Kağıdının Duyguları

Lokantadaydık,
Anımsıyorsun ya,
Hani o bardağı devirdiğin akşam.
Utanmıştın sakarlığından.

İşte o akşam

Peçete kağıdı çok üzüldü,
Ellerini sildiğinde,
Sonra sevinçten havalara uçtu,
Dudaklarına götürdüğünde.

Herkesin İşi Ayrı

Öyle her kılığa giremedim,
Uzun, düz bir çizgi üzerinde,
Farkına varmadım değil fırsatların çizgi dışında,
Yapamazdım.
O yüzdendir ki;
Kimi kazma küreğe sarıldı,
Kimi kız tavlamaya gitti,
Ben şiir yazdım…

Son Müşteri

Seyreldi masalar önce,
Ve boşaldı mekan,
Garson bana bakıyor,
Ben ona bakıyorum.
Işıkların yarısı söndü bile,
Ben hala bekliyorum,
‘Israr etmeye gerek yok’ diyorum içimden,
Artık zamanı diyorum,
Masadaki kadehe takılıyor gözüm,
Kalkamıyorum…

Alacağın Olsun Dünya

Beklentilerim olmasaydı,
Yanılgıdan kaynaklanan,
Reddederdim anamın karnından çıkmayı.
Doğmadan önce,
Bana hep baharı, güneşli ılık havayı,
Düğünü, şenliği halayı gösteren,
O jenerik filmi var ya,
İşte o yanlış adımı attırdı bana,
Nerede vaat edilenler, bu yaşadıklarım ne?
Alacağın olsun dünya…

Al Alabildiğini

Biliyorum içinden geçenleri
Anlayışsızlığımdan dem vurman,
Hep bundan,
Oysa ki ben,
Düşünebiliyorum daha derinini,
Dönüyorum senin gittiğin yollardan…
Ezberlediğim dönemeçlerde sen yolunu şaşırırken
Ben bir sonrakinin ayırdındayım.
Sen daha yeni fidan dikmektesin,
Ben meyveyi devşirirken.

Oyun Sonrası

Bitti oyun, kapandı perde,
Unutuldu her şey kısa zamanda,
Seyirciler
Birer birer
Evlerine gitmekteler…
Islık çalan da var aralarında, şarkı söyleyen de,
Göbek atanı görmedim ama,
Belli ki herkesin keyfi yerinde
Bir tek ben kalakaldım burada,
Oyunun içinde.

Şerefsiz Şeytan

Ben böyle değildim eskiden,
Bilemezdi kimse gizli mi, saklı mı.
Sırlarım vardı sakladığım,
Sırlarım vardı içimi ısıtan.
Sonra ne olduysa oldu,
Şeytan çeldi aklımı,
Şerefsiz şeytan…

 

Dünya Dönüyor

Sendin umutla beklediğim,
Aşkımı alevlendiren kıvılcım,
Ve o kıvılcım yangına dönüştüğünde seyreden,
Söz veren, gelmeyen.
Bir kova suyu esirgeyen.
Sendin o, anımsa…
Sendin yüreğimi eriten.
Yangın söndü, sular duruldu artık.
Şimdi ben,
Seni terk edip giden.

Küllü Aşk

Artık sorup durma kendine,
Neden havaların böyle soğuduğunu,
Biliyorum,
Kızıl alevlerin yürekleri yaladığı,
Bir alemi bekliyordun.
Ama aşk bu…
Öylesine kırılgan, öylesine alıngan,
İlgini esirgediğinde,
Külleniyor zamanla,
Külleniyor işte,
Ne kadar körüklesen bile…

Hayalperest Hubel

Rahmet ne kelime?
Sen azabın en şiddetlisini hak ediyorsun.
Bana sorarsan,
Şimdiden hazırlan zebaninin gürzüne,
Tünelin ucunda hayal ettiğin cennet,
Hayal kırıklığı yaratacak sende,
Bilmiyorsun,
Yada kendini kandırıyorsun,
Önünde Gaya kuyusu var,
İndikçe derinden derine
Elmas değil, ateşi görüyorsun.
Parlaklık ondan
Koymuşsun kendini Hubel yerine,
Dünyanın gerçek sahibine aldırmadan,
Tapacak insanları bekliyorsun.